İklim krizi gündemdeki yerini her geçen yıl daha da güçlendiriyor ve bu mücadelenin en önemli uluslararası platformu her yıl farklı bir ülkede düzenlenen COP zirveleri. 2026'da sıra Türkiye'de: COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleşecek. Peki COP31 nedir, ne zaman ve nerede düzenlenecek, gündeminde hangi başlıklar öne çıkıyor? Tüm merak edilenleri bu yazıda bir araya getirdik.
COP (Taraflar Konferansı) Nedir ve Neden Önemlidir?
COP açılımı İngilizce "Conference of the Parties", Türkçesiyle "Taraflar Konferansı" anlamına geliyor. 1992 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne (UNFCCC) taraf olan yaklaşık 200 ülke ve Avrupa Birliği, bu sözleşmenin en üst karar organı olan COP'larda bir araya geliyor. İlk COP, 1995 yılında Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenmişti; o günden bu yana zirveler her yıl farklı bir ülkede toplanıyor ve sıra numarası da buradan geliyor.
COP zirvelerinin temel amacı, dünya genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılması, gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanının artırılması ve iklim adaletinin sağlanması konularında ortak kararlar almak. Paris Anlaşması'nın imzalandığı COP21'den fosil yakıtlardan uzaklaşma kararının alındığı Dubai'deki COP28'e kadar birçok kritik dönüm noktası bu zirvelerde yaşandı. Bu nedenle COP, sadece devletlerin değil, bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve şirketlerin de yakından takip ettiği küresel bir platform haline geldi.
COP31 Ne Zaman ve Nerede Düzenlenecek?
COP31 zamanı net olarak belli: zirve 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. COP31 yeri ise Antalya; konferans, kentteki EXPO 2016 alanında ve çevresinde düzenlenecek. Bu kapsamda alanın ismi de resmi olarak "COP31 Alanı" olarak değiştirildi ve bölgede altyapı çalışmaları hızla sürüyor.
Türkiye, UNFCCC'ye 2004 yılında taraf olmuştu ve COP31 ile bu zirveye ilk kez ev sahipliği yapıyor. Ev sahipliği süreci, Türkiye'nin adaylığını 2022'de açıklamasıyla başlamış, Brezilya'nın Belém kentinde düzenlenen COP30'daki müzakerelerin ardından kesinleşmişti. Buna göre Türkiye zirveye ev sahipliği yaparken, müzakerelerin başkanlığını Avustralya üstlenecek; Pre-COP toplantısının ise bir Pasifik ülkesinde yapılması kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Başkanı olarak görevlendirildi.
Zirveye 200'e yakın ülkeden hükümet temsilcisi, bilim insanı, sivil toplum kuruluşu, şirket ve gazetecinin katılması bekleniyor; en az 60 ülkeden ise devlet başkanı düzeyinde katılım öngörülüyor.
COP31 2026 Gündeminde Hangi Konular Öne Çıkıyor?
COP31'in "uygulama COP'u" olması hedefleniyor; yani zirvenin temel görevi, önceki konferanslarda verilen taahhütlerin somut adımlara dönüştürülmesini sağlamak. COP31 Başkanlığı'nın belirlediği Eylem Gündemi'nde sıfır atık, okyanuslar ve denizler, gıda güvenliği ve iklime dayanıklı şehirler gibi öncelikli temalar öne çıkıyor.
Geçmiş zirvelerde atılan adımlar da COP31'in gündemini şekillendiriyor: COP27'de kabul edilen kayıp ve zarar fonunun uygulamaya geçirilmesi, Dubai'deki COP28'de alınan fosil yakıtlardan uzaklaşma kararının somutlaştırılması ve Bakü'deki COP29'da belirlenen yıllık iklim finansmanı hedeflerinin hayata geçirilmesi, Antalya'daki müzakerelerin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlama hedefi ise tüm bu görüşmelerin ortak paydası olmaya devam ediyor.
COP31 başvuru süreçleri de gündemde önemli bir yer tutuyor. Paydaşlıklar ve Türkiye Pavyonu yan etkinlikleri için ulusal ve uluslararası kuruluşlardan başvurular resmi portallar üzerinden kabul ediliyor. Zirveye gönüllü olarak katkı sağlamak isteyenler için oluşturulan geniş çaplı gönüllülük programına yapılan başvurular ise yoğun ilgi nedeniyle şimdiden kapandı.
COP31'in Türkiye'de Düzenlenmesi Neden Önemli?
COP31'in Türkiye'de düzenlenmesi, ülkenin iklim diplomasisindeki rolünü güçlendirecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Türkiye, hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkeler arasında köprü kurabilecek konumuyla, iklim müzakerelerinde arabulucu bir rol üstlenme fırsatı buluyor. Aynı zamanda zirve, ülkenin sürdürülebilir kalkınma vizyonunu ve yenilenebilir enerji, sıfır atık gibi alanlardaki çalışmalarını uluslararası kamuoyuna doğrudan gösterme imkânı sunuyor.
Ekonomik açıdan da etkisi büyük: zirveye 80 ila 100 bin arasında yerli ve yabancı katılımcının gelmesi bekleniyor. Bu da otelcilik, ulaşım, gastronomi ve etkinlik sektörleri başta olmak üzere Antalya ekonomisine ciddi bir canlanma getirecek. Turizm sektörü temsilcileri, organizasyonun etkisinin yalnızca konferansın yapılacağı bölgeyle sınırlı kalmayıp tüm Antalya'ya yayılacağını belirtiyor.
COP31 İçin Antalya ve Belek'te Ne Tür Hazırlıklar Yapılıyor?
Zirveye ev sahipliği yapacak Antalya'da hazırlıklar hızla sürüyor. Konferansın düzenleneceği eski EXPO alanında inşaat ve altyapı çalışmaları devam ederken, bölgedeki yollar da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından uluslararası standartlara uygun şekilde yenileniyor.
Devlet başkanları ve üst düzey heyetlerin ağırlanacağı Belek'teki üst segment oteller de organizasyona hazırlanıyor. Sektör temsilcileri, bölgedeki birçok tesisin kapasitesinin önemli bir kısmını COP31 için ayırdığını, bazı otellerin şimdiden yoğun rezervasyon aldığını aktarıyor. Sadece Belek, Kundu ve Lara değil, Kaleiçi başta olmak üzere Antalya'nın farklı bölgelerindeki tesisler de kasım ayı için doluluğa yaklaşıyor.
Otel işletmecileri, bu dönemde normal bir sezon sonu yoğunluğundan çok daha kapsamlı bir hazırlık sürecinden geçtiklerini belirtiyor: yeme-içme hizmetlerinden güvenlik protokollerine, iç mekân organizasyonlarından personel planlamasına kadar her detay, devlet başkanları ve üst düzey heyetlerin ağırlanmasına uygun bir standarda getiriliyor. Kısacası Belek ve çevresi, kasım ayında dünya gündeminin merkezine oturacak bu küresel zirveye ev sahipliği yapmak için son hazırlıklarını tamamlıyor.